İleri Yaş Gebeliği

İleri yaş gebeliği genel olarak 35 yaş üstü gebelikler için kullanılan bir terimdir. Toplumsal ilerleme ve kadınların iş yaşamına daha çok katılımları sonucunda ileri yaş gebeliklerin oranı giderek artmaktadır

Öncellikle gebelik riskleri dışında ileri yaşlarda gebe kalma şansının da azaldığını belirtmemiz gerekir. Üreme veya gebe kalma şansı açısından en verimli yaşlar 25-30 yaşları arasındaki dönemdir. Daha sonra yaşın ilerlemesiyle birlikte gebe kalma olasılığı giderek düşmektedir. Bunun iki temel nedeni yumurtalık rezervinin azalması ve yumurta kalitesinin azalmasıdır. Ayrıca zaten çocuk yapma sorunu olan bazı kadınlar uzun süre korundukları için sorunun farkına varmayabiliyor ve ileri yaşta gebe kalmaya çalıştığı zaman sorunun çözümü en ileri yöntemlerle (tüp bebek) daha zor olmaktadır. İleri yaş anne gebeliklerini incelerken aslında iki grupta incelemek gerekir: Kendi isteği ile çocuk sahibi olma yaşını ertelemiş olanlar ve kısırlık sorunu nedeniyle uzun süre denediği halde gebe kalamayıp ileri yaşta gebe kalanlar. Çünkü kısırlık tedavisi sonrası elde edilen gebelerde bazı riskler genç kadınlarda bile daha yüksek olabilmektedir. Ancak bugüne kadar yapılan çalışmalarda bu iki grup arasındaki farklara çok fazla değinilmediği için bizde ileri yaş gebeliklerde artan riskleri genel olarak inceleyeceğiz. İleri yaş gebelerde artan riskleri şu başlıklar altında sıralayabiliriz: 1. Düşük 2. Dış gebelik 3. Bebeğin karın içerisinde ölmesi 4. Kromozom bozuklukları 5. Gebelik diabeti 6. Gebelik hipertansiyonu 7.

Doğum sırasında baş-pelvik uyumsuzluğu nedeniyle forseps ve vakuum uyugulanan doğum oranında artış 8. Sezaryen oranında artış 9. Plasentanın aşağı yerleşmesi ve gebelikte kanama 10. Doğum sırasında bebek kaybı ve doğum sonrası bebek kaybı 11. Rahimde myom oluşumu ve bunun yol açtığı kanama, düşük ve erken doğum gibi riskler 12. Erken doğum oranında artış Bu risklerin artmasına karşın ileri yaş anneliğin bazı olumlu yanlarını da unutmamak gerekir. Bu yaştaki kadınlar psikolojik açıdan daha olgun, iş yaşamında istediği yere geldiği ve ekonomik açıdan daha iyi konumda olduğu için daha az kaygılı, sosyo-kültürel açıdan daha iyi bir seviyeye geldiği için çocukla iletişimi daha iyi olabilmektedir. Ayrıca bu hastaların doktora gitme oranı daha yüksek olduğu için bazı risklerin daha önceden görülebilmesi veya erken dönemde tanısının konması daha kolay olabilmektedir. Otuz beş yaş üstü gebelerin izleminde önemli bir fark bulunmamaktadır. Bu hastalarda da gebeliğin 32. haftasına kadar ayda bir, daha sonra iki haftada bir ve 36. haftadan sonra haftalık izlem yapılmaktadır.

Doğumda sezaryen oranı dünyanın her yerinde bu hastalarda daha yüksektir. Bu gebelerde özellikle gebeliğin 37. haftasından sonra ani bebek kaybı oranı arttığı için hekimlerde de bir sezaryen eğilimi olmaktadır. Ancak 35 yaş üstü gebeliğin tek başına sezaryen için bir kriter olmadığını da belirtmek isterim. Sonuç olarak 35 yaş üstü gebeliklerde bazı riskler artmasına karşın anne adaylarının bu konuda bir fobiye kapılmalarına gerek yoktur. Çünkü 35 yaş üstü gebe oranımız giderek artmakta ve uygun takip sonucunda önemli bir sorunla karşılaşmamaktayız. Önemli olan gebelik öncesi hekim kontrolüne gidilmesi, gebelikte oluşabilecek sorunlar konusunda detaylı bir bilgi ve önerilerin alınması, gebelik oluştuktan sonra ise düzenli kontrollere gidilmesidir.