Kadınlarda En Sık Görülen Kanserler ve Belirtileri

Kanser hiç kuşkusuz çağımızın en büyük sağlık problemi olarak gündemini korumaktadır.
Pek çoğumuzun kanserin nasıl bir tehdit olduğunun farkında olmasına rağmen, çok azımız bu duruma önlem almaktadır.
Kanser görülme yaşının gün geçtikçe daha erken yaşlara kaydığı gerçeğini de göz önünde bulundurarak, 30 yaş üzeri hastaların kanserden korunma amaçlı tarama programına alınması gerekir.Bu program dahilinde yapılacak tetkik ve taramalarla hastalarımızın meme kanseri, vajina ve genital cilt kanserleri, rahim ağzı kanseri, rahim kanseri ve yumurtalık kanseri tehdidinden korunmalarını sağlamaktır.

  • Meme kanseri
  • Rahim ağzı kanseri
  • Rahim kanseri
  • Yumurtalık kanseri

MEME KANSERİ

Meme kanseri kadınlardaki en sık görülen kanser tiplerinden biridir. Hayatı boyunca her sekiz kadından biri meme kanserine yakalanmaktadır. Özellikle genetik yatkınlığı ve aile hikayesi bulunan, hormonal dengesizlikler saptanan hastalar daha yüksek risk altındadır.

Meme kanseri belirtileri
Kitle...
Meme kanseri hastalarında en sık görülen bulgudur. Hastaların yaklaşık ¾ ünde kendisi tarafından saptanır. Kanserojen (malign) kitleler genellikle ağrısız, sert, düzensiz sınırlı, cilt veya fasyalara yapışık olma eğilimindedir.
Meme başı akıntısı...
Kanserojen olmayan meme hastalıklarında da görülen bir bulgudur. Kansere bağlı meme başı akıntısı kendiliğinden olup, tek taraflı ve genellikle tek kanaldan olur. Akıntının yanı sıra kitle de varsa özellikle ileri yaştaki hastalarda kanserden şüphelenilmelidir.
Cilt değişiklikleri...
Kanser kitlesinin meme cildine yakın olması ciltte cekilmelere veya çukurluklara neden olur.Portakal kabuğu görünümü, ciltte ulserasyon (yaralar), meme üzerindeki venlerde belirginleşme ciltteki diğer bulgulardır.Meme cildinde kızarıklık, ödem, ısı artışı
hassasiyet mastitlerde olabildiği gibi enflamatuar meme kanserinde de görülebilir.
Meme başı değişiklikleri...
Meme başında çökme Paget hastalığında sık görüldüğü gibi meme başına yakın yerleşimli tümörlerde de görülebilir.
Meme ağrısı...
Meme ağrısı doktora başvuru için en sık görülen sebeplerden biri olmakla birlikte nadiren kanser nedeniyle oluşur.
Aksiller lenfadenopati...
Bazen koltukaltında ele gelen lenf bezleri meme kanserinin habercisi olabilir.

Meme kanserinden korunma

Meme kanserinden korunmak için yapılması gereken ilk basamaktaki önlem, kadınların kendi kendilerini aylık periyotlarla muayene etmeleridir. Bu muayenelerde saptanacak memede şekil bozuklukları ve ele gelen kitle bulgusu hastanın erken tanı almasını sağlayabilmektedir.

Ancak bilimsel çalışmalar göstermiştir ki, mammografi taraması ile meme kanseri tanısı, elle muayeneden yaklaşık iki yıl öncesinde konabilmektedir. Bu nedenle toplumda 40 yaşından itibaren, meme kanserini erken evrede yakalamak amacıyla yıllık mammografi takibi yapılmalıdır. Aile hikayesi olan, daha önce riski arttıran bir hastalık tespit edilen hastalarda takibe başlama yaşı hekim önerilerine göre kişiselleştirilmelidir.

Tedavisinde cerrahi,radyoterapi ve kemoterapiden yararlanılmaktadır.

RAHİM AĞZI KANSERİ

Vajina ile rahim arasında dar bir kanal olan rahim ağzından gelişen kanserler her yıl dünyada pek çok kadının hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Aslında uzun bir süreç sonrası başlayan kanserleşme, ortaya çıktığında son derece agresif seyretmektedir. HPV virüsü rahim ağzı kanserinin bilinen en önemli nedenidir.

Kimlerde daha sık görülür?

Uzun yıllar rahimağzı kanserinin cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmüştür. Bunun altında yatan neden, 19. yüzyılda bir araştırmacının rahibelerde bu hastalığın ortaya çıkmadığını gözlemlemesidir. 20. yüzyılın ortalarında yapılan bir çalışmada hastalığın hayat kadınlarında görülme sıklığının daha fazla olduğunun saptanması bu teoriye daha da bağlanılmasına neden olmuştur.

Hastalık gerçekten de tek eşli yaşam sürdürme alışkanlığı olan ve eşi de tek eşli yaşam süren kadınlarda daha az görülmekte ve bu açıdan cinsel yolla bulaşan bir hastalık gibi davranmaktadır.

Özetle burada da tekrarlamak gerekirse, erken yaşta (20 yaşından önce) başlayan cinsel yaşam, çok eşli yaşam tarzı veya eşin çok eşli bir yaşam tarzını benimsemiş olması, HPV ile enfeksiyon ve sigara kulamı hastalığın gelişimi açısından en önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Eşi sünnetsiz olan kadınlarda hastalığın daha az görüldüğü zaman zaman öne sürülse de bu öneri tam olarak kanıtlanabilmiş değildir.

Ne Gibi Belirtiler Verir?

Rahimağzı kanseri en ileri aşamalara kadar "basit" bir akıntı dışında hiçbir belirti vermeyebilir ve bu durumlarda bazen tesadüfen yapılan bir papsmear incelemesiyle ortaya çıkarılabilir.

Bazı durumlarda bu kanser türü belli bir süredir CIN yani kanser öncüsü lezyon nedeniyle izlenmekte olan bir kadında saptanabilir.

Papsmearde sorun saptanması veya başka bir nedenle kolposkopi incelemesine tabi tutulan bir kadından alınan biyopside kanser saptanması ise hastalığın diğer bir ortaya çıkış şeklidir.

Yukarıda anlatılan durumlar nispeten az görülen durumlardır ve rahimağzı kanseri sıklıkla düzensiz kanamalar veya ilişki esnasında ortaya çıkan kanamalar şeklinde belirti verir.

Canlılığını kaybetmiş kanser dokularının "çürümesi" neticesinde oldukça kötü kokulu bir akıntı ortaya çıkabilir.

İlerlemiş kanser olgularında ise durdurulması oldukça zor kanamalar ortaya çıkabilir.

İleri evre kanser olgularında tümör kitlesinin böbrekle mesane arasında yer alan idrar yoluna baskı yapması neticesinde böbrekler işlevlerini yitirebilir.

Rahim ağzı kanser tanısı
Pap-smear taraması, rahim ağzından dökülen hücrelerin bir fırça yardımı ile toplanılarak, cam üzerine yayılması, ardından mikroskop ile bu hücrelerin incelenmesi mantığına dayanır. Tamamen ağrısız ve kanamasız olan bu yıllık tarama yöntemi ile rahim ağzı kanseri daha oluşmadan, ilk basamaklarda yakalanabilir. Çoğu zaman 15–20 dakikalık cerrahi prosedürler ile rahimin alınmasına gerek duyulmadan, bu hastalıklar tamamen tedavi edilebilmektedir.(konizasyon)

Kolposkopi, pap-smear taramasında şüpheli lezyonlar saptanan hastalarda uygulanan kesin tanının konulmasını sağlayan bir işlemdir. Kolposkopide, normal jinekolojik muayene sırasında çıplak gözle izlenebilen rahim ağzının, mikroskop benzeri özel bir büyüteç yardımı ile, daha büyük, net ve detaylı şekilde incelenmektedir. Böylece şüpheli alanlarda biyopsi alınarak kesin patolojik tanı konulabilmektedir.

HPV virüs rahim ağzı kanserinin bilinen en önemli nedenidir. HPV aşıları ile rahim ağzı kanserine neden olan enfeksiyonların önüne geçilmesi ve rahim ağzı kanseri gelişimi önlenebilmektedir.
HPV aşısı ile rahim ağzı kanserine neden olan enfeksiyonların önüne geçilmesi ve rahim ağzı kanseri gelişimi önlenebilmektedir. Aşılanmamış hastalarda bile rahim ağzı kanseri yıllar içinde, yavaş yavaş geliştiği için, erken aşamada yakalanabilen ve tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Pap-smear adı verilen tarama ile rahim ağzı kanseri, düzenli takip edilen bir hasta için korkulu rüya olmaktan çıkmıştır.

Rahim ağzı kanserinde daha çok cerrahi ve radyoterapiden yararlanılır

RAHİM KANSERi

Rahim kanseri sıklıkla rahimde bebeğin geliştiği, adet dönemlerinde kanamanın oluştuğu “endometrium” adı verilen tabakadan kaynaklanmaktadır. Toplumda sık görülmesine rağmen rahim kanseri çok erken evrede vajinal kanamaya neden olduğu için sıklıkla vücuda yayılmadan yakalanabilmektedir. Dolayısı ile düzensiz kanamaları gelişen, hekim kontrollerini aksatmayan bir hastada rahim kanseri tanısının konulması gecikmeyecek, tedavi ile hastalık tamamen iyileştirilebilecektir.Günümüzde rahimiçi ( endometrial) kanseri özellikle gelişmiş ülkelerde en sık görülen Kanser türlerindendir.İleri yaşlarda görülmesi ve tedavisi zor olmamasına rağmen erken belirti vermesi nedeniyle (kanama, özellikle menepozdaki bir kadında görülen vaginal kanama) bu hastalık %75 başlangıç evrelerinde yakalanır.Bu nedenle tedavi edilen kadınlarda 5 yıllık yaşam şansı ortalama %70 civarındadır.Kadın kanserleri arasında meme ,kalın bağırsak ve akçiğer kanserinden sonra 4. sırada yer alır.Ortalama görüldüğü yaş 61 civarındadır.Bu kanser sıklığı toplumdan topluma değişmekle birlikte %2-5’i 40 yaş civarında görülür.Hastalığın görüldüğü kadınların %75-80’i menopoz dönemindedir.

BELİRTİLER:
En önemli bulgu ve belirti vajinal kanamadır. Menopozdan sonra hormon kullanmayan bir kadında rahimden kaynaklanan vajinal kanama olursa mutlaka endometrium(rahim içi) kanseri araştırılmalıdır.Hormon kullanan veya menapozda olmayan kadınlarda düzenli adet veya hormon çekilme kanamaları dışında kanamalar olursa bu kanamaların nedeni de araştırılmalıdır.

NEDEN OLABİLECEK VEYA RİSK FAKTÖRLERİ:
•Obezite
•Yüksek tansiyon
•Şeker hastalığı
•Karşılanmamış estrojen tedavisine maruz kalma
•Geç menopoza girmek
•Ailevi görülme öyküsüyle
•Hayvansal yağ kullanımı ile
•Doğum sayısının azlığı Rahim Kanserinin sıklığını artıran nedenlerdir.

Buna karşı rahim içi kanseri,
•Doğum kontrol hapları
•Sigara içenlerde daha az görülmektedir.Ancak sigara içimi ile ortaya çıkabilen Akciğer Kanseri,kalp-akciğer hastalıkları riskleri, sigaranın rahim içi kanserini azaltıcı etkisinden her zaman daha fazladır.

TARAMA:
•Dışarıdan estrojen hormonu verilenler(özellikle menapoz tedavisinde)
•Öncesinde meme , kalın bağırsak , yumurtalık kanseri geçirenler,
•52 yaşından geç menepoza girenler,
•Polikistik over hastalığındaki gibi (kıllanma artışıyla birlikte şişman kişilerde genelde görülen kistik yumurta hastalığ ı)uzun süren yumurtlamama veya estrogen yapan iyi veya kötü huylu tümörler sonucu (örneğin yumurtalık) aşırı estrojen hormonuna maruz kalan kadınlar taranmalıdır.

Tarama için aşağıdaki yöntemler kullanılabilir;
PAP test: Endometrial kanserde %50 oranında anormal bulunur.Bu testte normal hücre ğörüldüğünde bile %13 rahim içi kalınlaşma , %6 rahim kanseri görülür.
Eğer testeki hücreler anormal ise %25oranında rahim kanseri vardı denebilir.
Endometrial örnekleme: Rahim içinden alınan doku örmeklerinin patolojik muayenesi ile %90’a varan doğrulukta tanı konur.
Ultrason: Özellikle menepoz sonrası kadınlarda rahim içi kalınlık 5mm den fazla ise rahim içi örnekleme yapılması konusunda uyarır,5mm altındaki gurupta ise yalancı hastalık olmaması %11 dir.

TANI:
Tanı için endometrium (rahim içi) biopsisi şarttır. Yakınması olan hastalardan histeroskopi adı verilen endoskopik bir alet ile direkt görüş altında veya körleme küretaj yapılarak alınan dokular patolojik olarak muayene edilerek tanı konur.Histeroskopik(görerek) alınan biopsi ile %100’e yakın doğrulukla tanı konabilirken ,körleme yapılan kürtajla alınan dokularda %10 oranında hastada kanser varken sonuç normal gelebilir,tam kanserli dokudan parça alınamamış olabilir.
Menepoz sonrası kanama endometrial kanserde %90 oranında ğörülür.Menapozda vajinal kanamanın en sık nedenleri:
Dışarıdan estrojen verilmesi %30
Aşırı incelmiş rahim içi ve vajen iltihabı %30
Rahim içi kanseri %15
Endometrial ve rahim ağzı polipleri %10
Rahim içi kalınlaşma (hiperplazi) %5
Diger nedenler %10

Kanser öncüsü durumlar
Rahim içi dokusunun bezlerinin aşırı üreme ve çoğalmasıyla karekterize olan endometrial hiperplaziler kansere dönüşme potansiyeli olan hastalıklardır.Bu durum tarama veya düzensiz kanama nedeniyle yapılan histeroskopi veya kürtajlarda tespit edilirse uygun ilaç tedavileri veya cerrahi ile kansere dönüşme ihtimali olan bu hastalıklar kanser oluşmadan önce tedavi edilebilir.
Böyle bir hastalık tespit edildiğinde genç ve çocuk isteği olan veya herhangi bir nedenle rahim ameliyatı istemeyen hastalarda estrojeni karşılayan tam tersi etkileri olan hormonlarla (progesteron) tedavi denenir.Hasta 3-6 ay sonra tekrar değerlendirilerek tedavi etkinliğine göre cerrahi seçenekler tartışılır.
Hasta çocuk istemiyor ve hiperplazi ağır hücresel bozukluklarla beraberse rahim alınarak(Histerektomi) tedavi hemen tamamlanabilir.

TEDAVİ:
Cerrahi
Radyoterapi
Kemoterapi
Ortalama 5 yıllık yaşama şansı %26 – 98 arasında değişmektedir.


YUMURTALIK KANSERİ

Yumurtalık kanserleri ise sinsi başlangıçlı ve sıklıkla belirti vermeden son evreye kadar ilerleyen kanserlerdir. Rahim kanserinin aksine yumurtalık kanseri daha seyrek ancak çok daha ölümcüldür. Sinsi ve belirti vermeden ilerleyen yumurtalık kanserinden korunmada, hastalar şikayetleri olmasa bile, düzenli ultrason takiplerine alınmalı, bazı kandaki belirteçler ile taranmalıdır. Ancak bu sayede oluşacak yumurtalık kanserleri ölümcül ileri evrelere ulaşmadan tanınarak tedavi edilebilirler

Şikayet, Bulgular ve Tanı

Olguların büyük bir kısmında karın şişliği, karında gerginlik ,ağrı, kabızlık şikayeti mevcuttur. Bazen vajinal kanama olaya eşlik eder. Nadiren de olsa over tümöründen bazı kadınlık hormonlarının (östrojen veya adrojen) salgılanmasına bağlı olarak erken yaşta adet görme, düzensiz adet görme veya kıllanma saptanabilir. Karında şişlik oluşabilir. Çoğu olguda karında sıvı (asit) birikir . Çok az bir olguda , hastada bir şikayet yoktur.

Hastaların küçük bir bölümünde şikayet olmadan jinekolojik muayene ve ultrasonografik inceleme sırasında yumurtalıkta değişik büyüklükte kitle saptanabilir . Hastaların büyük bir kısmında tümör karın içerisine yayılım yapmıştır ve ileri evre olgularından oluşur. Hastalar genellikle bu durumdan ileri derecede sıkıntı duyarlar.

Bu hastalarda yapılan muayene , ultrasonografik inceleme ve MR da , batın içerisinde kitle ve asit saptanabilir. Hastalığın tanısında ve yaygınlığını belirlemede MR / CT bulguları da çok önemlidir. Karın içerisinde düzensiz sınırlı, yer yer solid ve kistik alanlardan oluşan kitle saptandığında kanser olasılığı yüksektir.
Serum CA 125 düzeyi çoğu ileri evre olgularda yüksek saptanırsa da, serum tümör belirteç düzeyinin düşük olması , olgunun kanser olmadığını göstermez. Serum tümör belirteç düzeyi tanıdan çok, hastalığın takibi için kullanılır. Doppler USG kitlenin kanser mi yoksa iyi huylu mu olduğunu belirlemede kullanılabilen bir yöntemdir. Kanserli dokular artmış kan akımına ihtiyaç duyarlar. Doppler ultrasonografi ile kitlede artmış bir kan akımı olup olmadığını belirlenebilir. Kitle içinde düşük dirençli akım (RI < 0.4) saptanırsa , kanser olasılığı artar

Tedavide cerrahi,radyoterapi ve kemoterapi den yararlanılır.