Sıkça Sorulan Sorular

Sezaryen Sonrası Normal Doğum Olabilir mi ?

Ne yazıkki 1970 ' den günùmüze % 5 olan sezaryen oranı oldukça yùkselmiştir.Sezaryen sonrası normal doğum bu yùkselmiş sezaryen oranlarını azaltmak amaçlı birçok ülkede denenmektedir.Sezaryen sonrası normal doğuma karar verirken riskleri ve yararları göz önünde bulundurulmalıdır.
Sezaryen sonrası normal doğum düşünülen hastaların bazı kriterlere uygunluk göstermesi gerekir.Bu kriterler şunlardır.

- Daha önceki sezaryendeki uterus kesisinin alt segment transvers olması
- klinik olarak uygun pelvik genişlik ve uygun bebek kilosu
-Diğer uterin skar,anomaliler,veya uterin rüptür olmaması
- Spontan ( kendiliğinden başlamış ) doğum eylemi
-Hastanın isteği ve ailenin onayı
- Doğumu takip edebilecek ve sezaryeni yapabilecek hekim
- Acil sezaryen için gerekli kan,personel ve anestezi ekibinin olması

Potansiyel kontendikasyonlar

- daha önceki sezaryende T şeklinde kesi yapılmış olması
-2 den fazla sezaryen olması
-Kontrakte pelvis ( dar ) ,iri bebek
- Bebek duruş anomalileri
-Uterin anomaliler,
- çoğul gebelik
-Olgunlaşmamış seviks,indùksiyon
- Vaginal doğumu engelleyen medikal ve obstetrik durumlar
-Hastanın reddi
-Acil sezaryenin yapılabileceği yeterli teknik donanımın olmaması

Komplikasyonlar

- Uterin rüptür.Sezaryen sonrası olabilecek en ciddi komplikasyondur.Rüptür önceki sezaryen yapılan yerden başlar daha yukarılara kadar uzanır.Uterin rüptür bazan tanısı zor konulabilir.Belirti ve bulgular yavaş yada aniden ilerleyebilir.Bebek kalp atışlarında yavaşlama,fetal kalp tonus kaybı,vaginal yada abdominal kanama annede anksiyete,huzursuzluk,halsizlik,taşikardi,omuz ağrısı ve şok bulguları ortaya çıkar. Vaginal muayenede bebek başının önceki muayeneye göre daha yukarı çıkmış olduğu tanı koydurucudur.Rüptür olduğunda acil sezaryen sonrası bile bebek ölùm riski % 25 civarıdır.Acil laparatomi ye geçilir,uteus tamiri çoğu hastada mümkündür,uterusta ciddi hasar varsa bazan uterusu çıkarmak gerekebilir.

Ultrason Bebeğime Zararlı Mı?

Dünyada ultrasonografinin gebelik döneminde ilk kullanımının üzerinden 35 yıldan fazla süre geçmiş durumdadır ve bu konuda binlerce çalışma yapılmıştır.

Röntgen ışınlarında (X ışınları) iyonize edici özellikler bulunmasına karşın ultrasonografi, kelime anlamından da anlaşılabileceği gibi "ses ötesi", yani insan kulağının duyamayacağı seslerin dokuya gönderilip geri alınması prensibine göre çalışır.

Laboratuar ortamında "yüksek doz" ya da uzun süreli olarak uygulanan ultrasonografi canlı dokuda bölgesel kavitasyona (kavitasyon="erimeye bağlı çukurlaşma") ve dokuda ısı artışına neden olmaktadır. Ancak insana uygulanan "doz" ve sürelerde uygulanan ultrasonografi hayvan deneylerinde herhangi bir normaldışı duruma yol açmamıştır.

İnsanlar üzerindeki etkileri inceleyen çalışmalarda ise birkaçı dışında gebelikte uygulanan ultrasonografinin fetusa "zararlı" olduğu yönünde ya da doğmadan önce annelerine gebelik döneminde ultrason uygulanmış bireyler üzerinde olumsuz bir etki oluşabileceği yönünde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Böylece bugünkü bilgilerimizle gebelikte gerekli durumlarda uygulanan ultrasonografinin fetus ve doğacak birey için "zararlı" olabileceği yönünde yeterli bilimsel bir kanıt olmadığını söyleyebiliriz.

Bazı durumlarda ultrasonla beraber uygulanan pulsed ("renkli") doppler için de yoğun çalışmalar yapılmakta ve bu çalışmalar ikinci trimester doppler uygulamalarının fetus için "zararlı" olabileceği görüşünü doğrulamamaktadır. Yeni yeni uygulamaya girmiş birinci trimester doppler uygulamaları hakkında yorum yapmak için ise veriler yetersizdir.

Ultrasonografi uygulamaları bu konuda eğitim görmemiş kişilerce yapıldığında oluşabilecek muhtemel zararlar ultrasonun direkt etkisinden değil, yanlış yorumlar sonucu yanlış karar verilmesi ve uygun olmayan tıbbi yaklaşımda bulunulmasından kaynaklanır.

Ancak her tıbbi uygulamada geçerli kural ultrasonografi uygulamalarında da geçerlidir: tanıya ve tedaviye yönelik uygulamalar gerekli durumlarda yapılmalı ve kâr/zarar oranı, kâr lehine olduğunda uygulanmalıdır. Ultrasonografi yapılmasından anne adayı ve bebeğin elde edeceği "kâr" (erken tanı), elde etmesi muhtemel (büyük ihtimalle de olmayan) zarardan kesinlikle çok daha fazladır.
Sonuç: bu konuda yeni çalışmalar yapıldıkça, yeni teknolojiler geliştikçe, fetus ve bebek gelişimi konusunda bilgiler arttıkça zaman zaman ultrasonun zararlı olduğu yönünde çeşitli ve muhtemelen haksız uyarılar gelecektir. Ancak görüşüme göre gebelik döneminde tecrübeli kişilerce ve gereğince uygulandığında gebelikte ultrasonografi uygulaması giderek gelişen bir teknolojiyle perinatoloji alanına olan katkılarını artarak sürdürecektir.

Bebek İsim Seçimi Neden Önemli ? İsim Sçeçerken Nelere Dikkat Etmeliyim ?

Ben üniversite yıllarımda psikiyatri dersindeyken hocalarımdandinlediğim ve bana çok ilginç gelen bir konuyu siz sevgili anne adaylarına aktarmak istiyorum.
Bundan yıllar önce (yaklaşık 25-30 yïl) ABD de ülke genelinde geniş çaplı isim konusunda bir araştırma yapılmış.Bu araştırmaya dahiler,bilim insanları,akıl hastaları,mahkumlar,toplumun en üst seviyesinde çalışanlar,en alt seviyesinde çalışanlar,başarılı ve başarısız çocuklar,v.b toplumun bir çok kesiminden insanlar bu çalışmaya dahil edilmiş.Bu insanların isimlerinin tek isimli ,iki isimli,uzun ve kısa isimli,zor ve kolay telaffuz edilen isimleri ve bu insanların IQ ları,meslekleri,suç işleme durumları,psikolojik durumları v.b.karşılaştırılmış.
Uzun veya çoklu veya telaffuzu zor isme sahip olanlarda suç işleme,psikiyatr kliniklerine başvuruların daha çok olduğu gözlemlenmiş.Kısa ve tek isimlli,telaffuzu daha kolay olan isme sahip insanlarda ise IQ nun daha yüksek olduğu,suç işleme oranının daha az olduğu,daha az psikiyatr kliniklerine baş vurdukları sonucuna varılmış.
Bu üç dört isimli olupta dahi olmayacak,suç işlemeye kesin meyilli olacak anlamı taşımıyor,bu sadece bir genellemedir.Uzun ve zor telaffuz edilen bir isme sahip olupta IQ su çok yüksek olan insanlarda vardır,kısa isimli olupta suç işleyen ,İQ su düşük insanlarda vardır tabiki.Bu çalışma bir genellemedir.
Ayrıca bu çalışma dışında benim görüşümde kısa ve tek isim koymak çok daha mantıklı.İlerde resmi bir yazışmada veya bir sınava girerken çocuğunuz isim yazarken uzun uzun yazmak zorunda kalmaz.Bebeğe konulan ismin güzel bir anlamı olmasıda bence önemli.
Sonuç olarak ona isim koyarken hayatı boyunca taşıyacağını düşünerek koyun.

Tüpler Ameliyatla Tekrar Açılabilir Mi ?

Kadınlarda sık kullanılan korunma yöntemlerinden birisi olan tüp bağlama (tüp ligasyonu, BTL) yeterli çocuğa sahip olmuş ve başka çocuk kesinlikle istemeyen kadınlara uygulanan bir yöntemdir. Bazen çocuklardan birinin ölümü veya boşanma-tekrar evlenme gibi nedenlerden dolayı tüpleri bağlanan kişi tekrar çocuk isteminde bulunabilmektedir.

Bu durumda ailenin tekrar çocuk sahibi olması için ya mikrocerrahi teknikleri ile tekrar opere olması veya tüp bebek (IVF, ICSI) uygulanması gerekir. Geri dönüşüm ameliyatı (tubal reanastomoz, reversal) bağlanmış tüplerin tekrar uç uca birleştirilmesi işlemidir ve oldukça komplike, uzun süren, yüksek maliyeti olan, başarı garantisi olmayan bir ameliyattır.
Mikrocerrahi ameliyatlarinın başarısı tüplerin hangi teknikle bağlandığına, anastomoz bölgesine, uç uca birleştirme sonrası kalan tüp parçasının uzunluğuna bağlıdır. Anastomoz sonrasında tüp uzunluğunun 4cm'den fazla olması durumunda ve anastomoz bölgesinde tüp çapları arasında belirgin fark bulunmadığında tüplerin açılma başarısı daha yüksektir.

Geri dönüşüm ameliyatı veya tüp bebek uygulamaları sonrası gebelik elde etme başarısı %50-70 civarında bulunmaktadır.
Tubal reanastomoz ameliyatı (tüplerin tekrar açılması ameliyatı) sonrasında dış gebelik oluşma riski vardır. Ameliyat sonrasında oluşan gebeliklerin yüzde 10 kadarı dış gebeliktir.Bu nedenle tekrar bebek sahibi olabilmek için tüp bebek yöntemlerinden birinin uygulanması daha mantıklı görünüyor

Gebelikte Oruç Tutabilir Miyim ?

Gebelik beslenmenin önemli olduğu olduğu bir dönemdir. Enerji tüketimi vitamin, mineral ve artan protein ihtiyacı nedeniyle iyi bir beslenme programı uygulanmalıdır.
Anne adayının oruç tutması gerek kendi sağlığı ve bebeğin sağlıklı gelişimi açısından çeşitli riskler taşıyabilir.
Uzun süreli açlık saatleri olumsuz etkileyebilir. Özellikle kan şekerinin düşmesine bağlı halsizlik, baş ağrısı, sinirlilik gibi problemler yaratabilir. Mide şikayeti olan hastalarda asit üretimi artarak mide şikayetlerinin artmasına neden olabilir
Özellikle 3 aydan donra kan şeker düzeyi gebelik öncesine göre inişli çıkışlıdır. Yemek sonrası kan şekeri hızla yükselebileceği gibi açlık dönemlerinde daha çabuk düşebilir. Gebelik sırasında sık sık küçük miktarda yemek önerilir. Ayrıca gebeliğin ilk aylarında bulantı uzun süren açlıklarla çok daha kötü bir hal alabir.
Yetersiz sıvı alımına bağlı idrar yolu enfeksiyonları, şişlikler , kansızlık, diş problemleri, düşük doğum ağırlıklı bebekler, erken doğum, uzun süren açlığa bağlı mide asitinde artma, mide yanması ve ekşime gibi problemler olur.
Uzun süren açlık beraberinde metabolizmanın hızını düşürür. Kadının hareket kabiliyetini azaltır. Daha az kalori harcanmasına neden olur ki bu da kişiye kilo alarak geri döner. Ayrıca akşam yenilen yemekler sindirim problemi yaratır.
Özellikle sıcak günlerde su kaybı, normal kadınlara göre daha fazla artar. Su alamamaları bayılma ve düşmelere neden olur.
Çocuğun içinde bulunduğu amniyotik sıvının azalması çocuk hareketlerinde azalma yapar. Bebeklerde düşük kilolu doğumlara sebep olur. Ayrıca uzun süreli açlık sonucu mevcut olan yağ dokusu yıkılarak keton (yıkım maddeleri) oluşumuna neden olur. Bu da bebeğin beyin fonksiyonlarını etkileyebilir.

Gebelilte Vajinal Ultrason Zararlı Mı ?

Hamile olan kadınların erken dönemde doktora gitmekten korkmalarının bir nedenide doktorun vaginal muayene ve vaginal ultrasonla bakacağı ve bebeğin düşeceği korkusudur.

Bize en sık olarak sorulan sorulardan birisi de hamilelik süresince, özellikle ilk üç ayda yapılan vajinal ultrasonların bebek veya gebelik üzerine zararlı bir etkisinin olup olmadığıdır. Hamilelikte yapılan vajinal ultrasonlar bebeğe veya gebeliğe hiç bir şekilde zarar vermez, düşük nedeni olmaz. Tam aksine, özellikle ilk üç ayda yapılan vajinal ultrasonlar fetus (bebek) ve gebelik ile ilgili bize önemli ip uçları vericidir.
Vaginal ultrasonda kullanılan alet ( prob ) oldukça ince bir alet olup zararlı olmadığı gibi acı vericide deyildir.Bazı hastalar doktor vaginal muayene yaptı ondan dolayı düşük yaptım zannederler,bu sadece bir tesadüftür,düşük yapmada herhangibir katkısı yoktur.

Hamileyken diğer bebeğimi emzirebilirmiyim ?

Emzirme sırasında süt kanallarının kasılarak süt salgısının dışarı atılmasını sağlayan oksitosin denilen bir hormon salgılanır. Oksitosin hormonu doğum sırasında doğum ağrılarından sorumlu,rahimde kasılmalarla rahim ağzının açılmasını ve doğumun gerçekleşmesini sağlayan bir hormondur.Emzirme sırasında salgılanan bu hormon gebede rahim kasılmalarını arttırır ve kasık ağrılarına yol açar,ancak bu ağrılar düşüğe yol açacak boyutta deyildir.Gebeliğin ilk dönemlerinde rahim büyümesine bağlı olarak zaten ağrılar vardır ,emzirmeye bağlı ağrılar dahada artacağı için gebenin konforu daha çok bozulacaktır.

Ayrıca emzirme sırasında ek kalori alımı gerekmektedir,rahminizdeki bebek içinde ek kalori gerektiği için halsizlik yakınmanız daha çok olacaktır.Birde gebelikteki hormonlar az da olsa süte geçecektir.
Sonuç olarak emzirmeye devam edip etmemek sizin kararınızdir.Benim kişisel görüşüm yavaş yavaş emzirmenin kesilmesi yönündedir.

end faq